Gustave Flaubert’in klasik edebiyatın başyapıtı: Madam Bovary


Fransız yazar Gustave Flaubert’in belki de en çok okunan ve bilinen romanıdır Madam Bovary. Yayınlandığı günden bugüne dünya edebiyatının klasiği haline gelen kitap, değerinden bir şey kaybetmedi.


Gustave Flaubert'in klasik edebiyatın başyapıtı: Madam Bovary

Bazı kitapları telaffuz edince aklımıza yazarı gelir. Ya da kitabı telaffuz edilince yazarı. İşte Madam Bovary de bunlardan biridir. Çoğu eser ve yazar adeta birbirleriyle bütünleşmiştir. Ünlü Fransız yazar Gustave Flaubert’in 1857’de yayınladığı, bir kadInın portresini sunduğu romanı hatırlayalım.

Yazdığı her satırı, her paragrafı bir daha bir daha yazar Flaubert ve mükemmeli yakaladığına kani olunca ancak bir sonraki cümleye ya da paragrafa geçer. Realizmin öncü eseri kabul edilen kitap, gazetede tefrika edilmeye başladıktan sonra yayınlandı.

Fransız adli makamlarının dikkatini çekecek ve ahlâka mugayir bir içerik taşıdığı iddiasıyla yargılanacaktır. Madame Bovary’nin yargılanma süreci bütün ülkede yankı uyandırır ve pek çok şair ile yazarın tepkisini çeker bu durum.

YARGILANAN BİR KİTAP

Ünlü Fransız şair Charles Baudelaire de Madame Bovary’nin yargılanmasına tepki gösteren isimlerden biridir ve adli makamlara duyduğu kızgınlığı, yazdığı bir makale ile dile getirir. Yargılanma sürecinin ardından kitap beraat eder ve 1857 yılında yayınlanır.

EMMA…

Romanın açılışı Charles’ın okul hayatından bir kesitin aktarımıyla başlar, Emma’nın kocası olan o silik ve edilgen adamın karakterinin nasıl şekillendiğini romanın ilk bölümlerinde Charles’ın okul hayatı, çocukluk ve ilk gençlik yıllarında ebeveynleriyle ve sonrasında yaptığı ilk evlilikte yaşlı karısıyla kurduğu ilişki üzerinden bir zamansal akış içerisinde okuruz.

Annesini henüz çocukken kaybeden Emma ise çocukluk yıllarını bir manastırda geçirir. Romanlar okumaya başlayan ve onların dünyasına kendisini kaptıran Emma çevresine ve arkadaşlarına yabancılaşmaya başlar. Manastır hayatıyla uyumu gitgide bozulan Emma’yı babası manastırdan alır ve Emma, Bertaux Çiftliği’nde babasıyla yaşamaya başlar.

Mösyo Rouault’nun bacağının kırılması ve kısa bir zaman sonra dul kalacak olan Doktor Bey’in Bertaux Çiftliği’ne davet etmesiyle taşra doktoru ile çiftliğinin genç kızının yollar ilk kez orada kesişir. Charles, tedaviye gittiği dönemde henüz evlidir ve deyim yerindeyse ilk görüşte aşık olur Emma’ya.

Gustave Flaubert in klasik edebiyatın başyapıtı: Madam Bovary #1

KISA SÜREN BİR MUTLULUK

Kısa bir sonra da evlenirler. Charles’ı çok seven Mösyo Rouault, karısına gerçekten âşık olan Charles, kocasını sevdiğini ve yepyeni bir hayata sahip olacağını düşleyen Emma evlilikten dolayı çok mutludur. Evliliğin bu altın yılları ikisi için de mutluluk vericidir.

Ne var ki, Emma’nın mutluluğu uzun sürmez. Evinden işine giden, karısını sevmekten başka şey düşünmeyen ve Emma ile kurduğu ev hayatına bayılan Charles ile Emma arasında derin bir uyumsuzluk vardır.

İNCE RUHLU BİR ADAMI DÜŞLEMEK

Emma, büyük ve gösterişli malikânelerin, şatoların yer aldığı, pahalı porselen yemek takımlarında, mis gibi kokan sofra örtüsüyle kaplı geniş masalarda yemeklerin yendiği, salonlarında büyük davetlerin verildiği, kibar beylerin ve şık hanımların asaletini sergilediği pariziyen bir hayatı ve kendisine şiirler okuyan romantik, ince ruhlu bir adamı düşlemekteydi.

Her gün karşısına çıkan adam ise eski püskü kıyafetler giyen, ne şiirden ne de romandan anlamayan, kaba saba hareketleriyle bir köylüden farkı olmayan ve Emma’nın istediği yönde değişmek adına da hiçbir irade göstermeyip hayatın olduğu gibi akmasını yürekten isteyen hımbıl ve mıymıntı kocasıydı. Yonville kasabasına göçtüklerinde Emma kocasından vazgeçmiş, aralarındaki duygusal kopuş tamamlanmış gibiydi.

Gustave Flaubert in klasik edebiyatın başyapıtı: Madam Bovary #2

YEPYENİ BİR HAYATA BAŞLAMAK

Emma hem de Charles için kelimenin en hakiki anlamıyla yepyeni bir hayatın başladığı yer olacaktır.

Hayallerinin ve tutkularının peşinden koşan histerik bir kadın, öte yanda sahip olduğu hayatı bütünüyle benimseyen, karısına sonsuz bir sevgi duyan ve ondan hiç kuşkulanmayan alık bir adam…

Sanayileşmeye bağlı olarak ortaya çıkan parıltılı modern yaşamın sağladığı yeni olanakların taşraya yansıyış biçiminin, bir kadın üzerinden, ama esasında insan ruhunun ve arzularının dizginsizliği ifade eden o aldığı yeni biçim ve başkalaşımı ortaya koyması yönüyle olağanüstü bir romandır Madam Bovary…

Related Posts

Bir cevap yazın

izmit escort bursa escort escort bayan mecidiyeköy escort istanbul escort avrupa yakası escort şirinevler escort beylikdüzü escort avcılar escort betturkey ne anlama gelir